İÇ SESLERİMİZ, İLİŞKİLERİMİZ VE TEKRARLAYAN YAŞAM DÖNGÜLERİMİZ
“Neden hep aynı şeyleri yaşıyorum?”
Farklı insanlarla tanışıyor, farklı ilişkilere başlıyor, farklı iş ortamlarında bulunuyoruz. Ancak zaman zaman kendimizi şaşırtıcı biçimde benzer duyguların içinde buluyoruz.
Bir ilişkide terk edilmekten korkuyor, diğerinde aynı korkuyla baş etmeye çalışıyor; iş hayatında başarılı olmamıza rağmen kendimizi yetersiz hissediyor ya da başkalarının beklentilerini karşılamak uğruna kendi ihtiyaçlarımızı sürekli erteliyoruz.
Bazen bir mesajın geç gelmesi bütün günümüzü etkileyebiliyor. Bazen aldığımız küçük bir eleştiri, yaptığımız her şeyi sorgulamamıza neden olabiliyor. Bazen de kimseye ihtiyaç duymadığımızı düşünürken, aslında anlaşılmayı ve görülmeyi ne kadar istediğimizi fark ediyoruz.
Bu deneyimlerin ortak bir noktası olabilir: İç dünyamızda zamanla yerleşmiş olan düşünce, duygu ve davranış örüntüleri. Şema Terapi, bu örüntüleri anlamlandırmak için önemli bir psikoterapi yaklaşımı sunar. Bu yaklaşımda şemalarımız, karşılanmamış duygusal ihtiyaçlarımız ve modlarımız birlikte ele alınır.
Peki, içimizdeki şemalar ve modlar konuşabilseydi bize neler söylerdi?
Belki de yıllardır kendimize ait sandığımız bazı düşüncelerin, aslında geçmiş deneyimlerimizle şekillenen psikolojik örüntüler olduğunu fark ederdik.
Şema Terapi nedir? Şemalarımız nasıl oluşur?
Şema Terapi, Jeffrey Young ve çalışma arkadaşları tarafından geliştirilen, bilişsel davranışçı terapi temellerinden beslenen ve bağlanma, gelişimsel psikoloji, yaşantısal ve kişilerarası yaklaşımları da bütünleştiren bir psikoterapi modeli.
Bu yaklaşımın temelinde, insanın sağlıklı psikolojik gelişimi için karşılanması gereken temel duygusal ihtiyaçlar bulunur.
Çocukluk döneminde bu ihtiyaçların yeterince ve tutarlı biçimde karşılanmaması; çocuğun mizacı, aile ilişkileri, akran deneyimleri ve içinde bulunduğu çevreyle etkileşerek erken dönem uyumsuz şemaların gelişmesine katkıda bulunabilir.
Şemalar yalnızca olumsuz düşüncelerden ibaret değildir. Kişinin kendisi, diğer insanlar ve dünya hakkındaki temel kabullerini; duygularını, anılarını, bedensel duyumlarını ve olayları yorumlama biçimini içeren geniş ve süreklilik gösteren örüntülerdir.
Örneğin, çocukluk döneminde duygusal olarak yeterince anlaşılmadığını veya desteklenmediğini deneyimleyen bir kişi, yetişkinlikte de duygusal ihtiyaçlarının karşılanmayacağı beklentisini taşıyabilir.
Bir başkası, başarı ve kabulün koşullara bağlı olduğu bir ortamda büyümüşse, yetişkinlikte değerli hissetmek için sürekli başarılı olması gerektiğine inanabilir.
Bu deneyimler herkes için aynı sonucu doğurmaz. Aynı aile ortamında büyüyen iki kardeşin bile farklı şemalar geliştirebilmesi mümkündür.
Çünkü şema gelişimi tek bir olayla açıklanamaz; mizacın, gelişimsel deneyimlerin, karşılanmış veya karşılanmamış ihtiyaçların ve yaşam boyunca edinilen deneyimlerin etkileşimiyle şekillenir.
Hangi temel ihtiyaçlarımız karşılanmadığında hangi örüntüler gelişebilir? (Şema Alanları)
Young’ın özgün modelinde 18 erken dönem uyumsuz şema, beş temel şema alanı altında ele alınır.
1. Kopukluk ve Reddedilme
Güvenli bağlanma, kabul edilme, sevgi ve duygusal yakınlık ihtiyaçlarıyla ilişkilidir.
Bu alandaki şemalar arasında terk edilme, güvensizlik, duygusal yoksunluk, kusurluluk ve sosyal izolasyon bulunur.
“Birine gerçekten yaklaşırsam sonunda incineceğim.”
“Beni olduğum gibi tanısalar sevilmeye değer bulmazlar.”
2. Zedelenmiş Özerklik ve Performans
Kişinin bağımsızlık, yeterlilik, kimlik ve kendi yaşamını yönetebilme ihtiyaçlarıyla ilişkilidir.
Bağımlılık/yetersizlik, zarar görme veya hastalanma karşısında dayanıksızlık, iç içe geçme/gelişmemiş benlik ve başarısızlık şemaları bu alanda yer alır.
“Tek başıma karar verirsem yanlış yapabilirim.”
“Diğer insanlar kadar yeterli değilim.”
3. Zedelenmiş Sınırlar
Gerçekçi sınırlar, özdenetim ve başkalarının haklarını gözetebilme becerileriyle ilişkilidir.
Hak görme/büyüklenmecilik ve yetersiz özdenetim/özdisiplin şemalarını kapsar.
“İstediğim şey hemen olmalı.”
“Hayal kırıklığına tahammül edemiyorum.”
4. Başkalarına Yönelimlilik
Kişinin kendi ihtiyaçlarından çok başkalarının beklentilerine, isteklerine ve değerlendirmelerine odaklanmasıyla ilişkilidir.
Boyun eğicilik, kendini feda ve onay arayıcılık/tanınma arayıcılık şemaları bu alandadır.
“Hayır dersem beni sevmeyebilirler.”
“Önce herkesin memnun olduğundan emin olmalıyım.”
5. Aşırı Tetikte Olma ve Baskılama
Kişinin spontane davranmak, duygularını ifade etmek ve keyif almak yerine kontrol, kurallar ve olumsuz sonuçları önleme üzerine yoğunlaşmasıyla ilişkilidir.
Karamsarlık, duyguları bastırma, yüksek standartlar/aşırı eleştiricilik ve cezalandırıcılık şemaları bu alanda bulunur.
“Her ihtimali önceden düşünmeliyim.”
“Bir hata yaparsam bunun bedelini ödemeliyim.”
Bu alanlar, kişinin kendisini ve yaşamındaki tekrarları anlamasına yardımcı olan bir harita sunar. Ancak bir şema alanıyla özdeşleşmek veya kendisinde bir şema bulunduğunu düşünmek klinik değerlendirme yerine geçmez.
Şema ve mod arasındaki fark nedir?
Şema Terapi’de sıklıkla birbirinin yerine kullanılan iki kavram vardır: Şema ve mod.
Oysa bunlar aynı şeyi ifade etmez.
Şema, kişinin yaşamı boyunca tekrar eden, daha kalıcı düşünce, duygu ve anı örüntüsüdür.
Şema modu ise belirli bir anda etkinleşen duygusal, bilişsel ve davranışsal durumdur.
Örneğin, terk edilme şeması bulunan bir kişi, partnerinin kendisine geç cevap vermesiyle yoğun kaygı yaşayabilir. Bu sırada İncinmiş Çocuk Modu etkinleşebilir. Ardından kendisini korumak için duygusal olarak uzaklaşabilir veya karşısındaki kişiye öfkeli tepki verebilir.
Dolayısıyla aynı şema, farklı durumlarda farklı modlarla kendisini gösterebilir.
Şema modları, kişinin o anki psikolojik durumunu anlamamıza yardımcı olur. Modlar sabit kişilik özellikleri veya psikiyatrik tanılar değildir. Aynı kişi gün içinde, hatta aynı olayın farklı aşamalarında birden fazla mod arasında geçiş yapabilir.
Şema Terapi modelinde modlar dört temel grupta incelenir: Çocuk modları, işlevsiz ebeveyn modları, işlevsiz baş etme modları ve sağlıklı modlar.
Çocuk modları: İçimizdeki hangi duygusal ihtiyaç konuşuyor?
Çocuk modları, kişinin temel duygusal ihtiyaçlarıyla ve bu ihtiyaçların karşılanma ya da engellenme deneyimleriyle ilişkili duygusal durumlarını ifade eder.
1. İncinmiş Çocuk Modu: “Beni görmeni, anlamanı ve yanımda olmanı istiyorum.”
Bu modda kişi kendisini yalnız, değersiz, korkmuş, sevilmemiş veya korunmasız hissedebilir.
Dışarıdan güçlü ve bağımsız görünen bir kişi bile yakın ilişkilerinde bu moda geçebilir.
Örneğin, partnerinizin bir süredir daha az ilgili olduğunu düşündüğünüzü hayal edin. Ortada henüz ilişkinin bittiğine dair bir durum yoktur. Ancak içinizde yoğun bir huzursuzluk başlar.
“Artık eskisi kadar önemli değilim.”
“Bir şey değişti ama bana söylemiyor.”
“Bir gün beni bırakacak.”
İncinmiş Çocuk Modu belki de şöyle der: “Benim için de orada olmanı istiyorum. Güvende hissetmeye, önemsendiğimi bilmeye ihtiyacım var.”
Burada yaşanan duygu yalnızca mevcut ilişkiyle ilgili olmayabilir. Geçmişten gelen duygusal deneyimler de bugünkü olayın nasıl algılandığını etkileyebilir.
2. Öfkeli Çocuk Modu: “Benim de ihtiyaçlarım var. Neden kimse beni duymuyor?”
Öfkeli Çocuk Modu, kişinin karşılanmayan ihtiyaçlarına, engellenmeye veya haksızlığa yönelik öfkesinin ön plana çıktığı durumdur.
Örneğin, sürekli başkalarını düşünen, kendi isteklerini erteleyen ve hayır demekte zorlanan biri, bir süre sonra küçük bir talep karşısında yoğun öfke yaşayabilir.
Aslında o anki tepki yalnızca son yaşanan olayla ilgili olmayabilir. Uzun süredir ifade edilemeyen ihtiyaçlar ve biriken duygular da bu tepkinin içinde bulunabilir.
“Ben de yoruluyorum. Herkesin ihtiyacını düşünmek zorunda değilim. Biraz da beni düşünün.”
Öfkenin altında hangi duygusal ihtiyacın bulunduğunu fark etmek, bu duyguyu daha sağlıklı ifade edebilmenin önemli bir adımıdır.
3. Dürtüsel ve Disiplinsiz Çocuk Modları: “Şimdi istiyorum. Beklemek istemiyorum.”
Bu modlarda kişi, anlık isteklerini ertelemekte, hayal kırıklığına tahammül etmekte veya uzun vadeli sonuçları dikkate almakta zorlanabilir.
Örneğin, zor bir iş gününün ardından önemli sorumluluklarını erteleyip anlık rahatlama sağlayan davranışlara yönelebilir. Bir tartışmada sonuçlarını düşünmeden hareket edebilir.
Dürtüsel Çocuk Modu şöyle der: “Şu an ne istiyorsam onu yapmalıyım.”
Disiplinsiz Çocuk Modu ise: “Bu sıkıcı şeyle uğraşamam. Biraz daha erteleyebilirim.”
Bu modların etkinleşmesi, kişinin her zaman dürtüsel davrandığı anlamına gelmez. Belirli durumlarda ortaya çıkan psikolojik durumları ifade eder.
4. Mutlu Çocuk Modu: “Kendimi güvende, seviliyor ve özgür hissediyorum.”
Şema Terapi yalnızca zorlayıcı duygularla ve işlevsiz örüntülerle ilgilenmez.
Mutlu Çocuk Modu, kişinin sevildiğini, kabul edildiğini, güvende olduğunu ve duygusal ihtiyaçlarının karşılandığını hissettiği sağlıklı bir durumdur.
Kişinin keyif alabildiği, oyun oynayabildiği, spontane davranabildiği, merakını takip edebildiği ve yakınlık kurabildiği anları kapsar.
“Şu an bir şey kanıtlamak zorunda değilim. Sadece keyif alabilirim.”
Özellikle sürekli sorumluluk alan, yüksek standartlarla yaşayan ve dinlenirken bile kendisini suçlu hisseden kişiler için bu modun yaşamda ne kadar yer tuttuğunu fark etmek anlamlı olabilir.
İşlevsiz ebeveyn modları: İçimizdeki eleştirel ses kimin sesi?
Bazen kendimize, başka bir insana asla söylemeyeceğimiz kadar sert cümleler kurarız.
Bir hata yaptığımızda kendimizi acımasızca eleştirebilir, başarı elde ettiğimizde bile yeterli olmadığımızı düşünebiliriz.
Şema Terapi’de bu tür durumlar işlevsiz ebeveyn modları çerçevesinde ele alınabilir.
1. Talepkâr Ebeveyn Modu: “Daha fazlasını yapmalısın.”
Bu mod, kişinin kendisine veya zaman zaman başkalarına yönelik gerçekçi olmayan yüksek beklentiler ve katı standartlar geliştirmesiyle ilişkilidir.
Özellikle başarı, üretkenlik ve performansın ön planda olduğu yaşam alanlarında belirginleşebilir.
Örneğin, kariyerinde önemli bir konuma gelmiş bir kişi, elde ettiği başarıları takdir etmek yerine sürekli bir sonraki hedefe odaklanabilir.
Tatil yaparken bile çalışmayı düşünebilir. Bir günü verimli geçirmediğinde kendisini suçlayabilir. Başarılarını küçümseyip eksiklerine yoğunlaşabilir.
“Bu kadarla yetinemezsin.”
“Dinlenmek için daha çok işin var.”
“Her zaman daha iyisini yapabilirsin, dolayısıyla yapmalısın.”
Burada önemli bir ayrım vardır: Yüksek hedeflere sahip olmak tek başına işlevsiz değildir. Sorun, kişinin değerini ve kendisine yönelik kabulünü katı beklentilere bağlamasıdır.
2. Cezalandırıcı Ebeveyn Modu: “Bunu nasıl yaparsın? Böyle davranmayı hak etmiyorsun.”
Cezalandırıcı Ebeveyn Modu, kişinin hataları, ihtiyaçları veya kusurları nedeniyle kendisini sert biçimde yargılaması ve cezalandırmasıyla ilişkilidir.
Örneğin, bir tartışmada istemediği bir söz söyleyen kişi, sonrasında yalnızca davranışını değerlendirmekle kalmayıp kendisini bütünüyle kötü veya değersiz görebilir.
“Ben zaten beceriksizim.”
“Her şeyi mahvediyorum.”
“Böyle bir hata yapmayı hak ettim.”
Bu modun temel özelliği, hatayı düzeltmeye yönelik yapıcı değerlendirmeden farklı olarak utandırma, suçlama ve cezalandırma eğilimidir.
Sağlıklı bir iç değerlendirme, kişinin sorumluluk almasına yardımcı olurken cezalandırıcı iç ses kişinin kendisine yönelik acımasızlığını artırabilir.
İşlevsiz baş etme modları: Kendimizi korumak için neler yapıyoruz?
Şema Terapi’nin önemli kavramlarından biri de baş etme biçimleridir.
Bir şema etkinleştiğinde ortaya çıkan yoğun duygusal acıyla başa çıkmak için kişi çoğu zaman otomatik tepkiler geliştirir.
Bu tepkiler genellikle üç temel baş etme biçimiyle açıklanır:
- Şemaya teslim olma
- Şemadan kaçınma
- Şemayı aşırı telafi etme
Bunlar başlangıçta kişinin zorlayıcı koşullara uyum sağlamasına yardımcı olmuş olabilir. Ancak yetişkinlikte aynı tepkiler otomatik biçimde sürdüğünde kişinin ihtiyaçlarını karşılamasını ve ilişkilerini olumsuz etkileyebilir.
1. Boyun Eğici Teslimci Modu: “İtiraz edersem kaybedebilirim.”
Şemaya teslim olan kişi, şemasının içerdiği beklentilere uygun davranır.
Örneğin, terk edilme şeması etkinleşen biri, ilişkisinin devam etmesi için kendi ihtiyaçlarından sürekli vazgeçebilir.
Kendisine iyi davranılmadığında bile karşı tarafı kaybetmemek için uyum sağlayabilir.
“Onun istediği gibi davranmalıyım.”
“Hayır dersem beni terk edebilir.”
“Benim isteklerim o kadar önemli değil.”
Bu davranışlar kısa vadede çatışmayı azaltabilir. Ancak uzun vadede kişinin kendi ihtiyaçlarından uzaklaşmasına ve ilişkide eşitlik kurmakta zorlanmasına neden olabilir.
2. Kopuk Korungan Modu: “Hiçbir şey hissetmezsem incinmem.”
Bazı kişiler zorlayıcı duygularla karşılaştığında onlardan uzaklaşmayı öğrenir.
Kopuk Korungan Modu, kişinin incinmemek amacıyla duygusal ihtiyaçlarından ve ilişkisel yakınlıktan uzaklaşmasıyla ilişkilidir.
Örneğin, partneriyle yaşadığı bir anlaşmazlığın ardından konuşmayı tamamen kesebilir, duygusal paylaşımlardan kaçınabilir veya kendisini yoğun iş temposuna verebilir.
Dışarıdan sakin ve bağımsız görünse de içeride yoğun bir duygusal uzaklaşma yaşanabilir.
“Yaklaşma. İhtiyaç duyma. Hissetme. Böylece hayal kırıklığına uğramazsın.”
Bu tepki bazen kişiyi yoğun duygulardan korur. Ancak sürekli kullanıldığında yakın ilişkilerde duygusal temas kurmayı zorlaştırabilir.
3. Aşırı Telafi Edici Modlar: “Bir daha asla güçsüz olmayacağım.”
Aşırı telafi, kişinin bir şemanın ima ettiği durumun tersini kanıtlamaya veya bu durumu kontrol altına almaya çalışmasıdır.
Örneğin, kendisini yetersiz hisseden bir kişi sürekli üstünlüğünü kanıtlamaya çalışabilir. Kontrol kaybından korkan biri başkalarının davranışlarını da yönetmeye yönelebilir. Değersizlik duygusuyla baş etmek için başarıya, statüye veya kusursuz görünmeye aşırı yatırım yapabilir.
Bu örüntü farklı aşırı telafi modlarında ortaya çıkabilir. Kendini Yücelten Mod veya Zorba ve Saldırgan Mod bunlara örnektir.
“Kimseye zayıf olduğumu göstermemeliyim.”
“Her zaman kontrol bende olmalı.”
“Herkesten daha başarılı olmalıyım.”
Burada önemli olan, başarılı olmak veya kontrol sahibi olmanın kendisinin sorunlu olması değildir. Bu davranışların hangi duygusal ihtiyacı veya şemayı düzenlemek amacıyla kullanıldığıdır.
Çünkü bazen kişi kendisini yetersiz hissetmemek için sürekli başarılı olmak zorunda kalır; ancak başarı elde ettikçe yeterlilik duygusu kalıcı hâle gelmez.
Aynı olay, farklı modlar: Gerçek hayattan bir örnek

Şimdi bu kavramları günlük hayattan bütünleşik bir örnekle ele alalım.
İş hayatında başarılı, sorumluluk sahibi ve çevresi tarafından güvenilir bulunan bir kişiyi düşünelim.
Bu kişi işlerini titizlikle yapıyor, ekip arkadaşlarına destek oluyor ve kendisinden beklenenin üzerinde performans göstermeye çalışıyor.
Bir gün yöneticisinden yaptığı işle ilgili küçük bir eleştiri alıyor.
Dışarıdan bakıldığında sıradan bir geri bildirim olan bu durum, kişinin içinde farklı psikolojik süreçleri harekete geçiriyor.
İncinmiş Çocuk Modu: “Yeterince iyi değilim. Beni beğenmediler.”
Talepkâr Ebeveyn Modu: “Daha dikkatli olmalıydın. Bir daha hata yapamazsın.”
Cezalandırıcı Ebeveyn Modu: “Bu kadar basit bir şeyi bile doğru yapamıyorsun.”
Kopuk Korungan Modu: “Kimseye bir şey anlatma. Duygularını belli etme. Sadece işine bak.”
Aşırı Telafi Edici Mod: “Herkesten daha iyi olmalıyım. Kendimi kanıtlamalıyım.”
Bu kişinin işine daha fazla zaman ayırdığını, daha fazla sorumluluk üstlendiğini ve dışarıdan bakıldığında performansını artırdığını düşünelim.
Ancak içerideki yetersizlik hissi devam ediyor.
Çünkü eleştiri yalnızca mesleki bir geri bildirim olarak yaşanmamış; kişinin daha derindeki şemalarını da etkinleştirmiş olabilir.
Burada Sağlıklı Yetişkin Modu nasıl devreye girebilir?
“Eleştirilmiş olmak yetersiz olduğum anlamına gelmiyor. Yaptığım işin belirli bir yönünü geliştirebilirim. Ancak bunun için kendime acımasız davranmam gerekmiyor. Hem sorumluluk alabilir hem de kendi emeğimi takdir edebilirim.”
Bu yaklaşım, kişinin yaşadığı duyguyu inkâr etmeden olayın daha gerçekçi değerlendirilmesini sağlar.
Sağlıklı Yetişkin Modu: İçimizdeki sesleri susturmak değil, onları yönetebilmek

Şema Terapi’nin temel hedeflerinden biri Sağlıklı Yetişkin Modunu güçlendirmektir.
Sağlıklı Yetişkin, kişinin kendi ihtiyaçlarını fark edebildiği, duygularını düzenleyebildiği, gerçekçi değerlendirmeler yapabildiği ve hem kendisine hem başkalarına karşı dengeli davranabildiği psikolojik durumu ifade eder.
Bu mod, diğer modları ortadan kaldırmak veya kişinin hiçbir zaman kaygı, öfke, üzüntü ya da kırılganlık yaşamamasını sağlamak anlamına gelmez.
Aksine, bu duyguların varlığını kabul ederek onlarla daha sağlıklı ilişki kurabilmeyi destekler.
İncinmiş Çocuk Modu, “Beni terk edecek” dediğinde Sağlıklı Yetişkin, “Şu anda kaygılıyım. Bu duygunun benim için neden bu kadar güçlü olduğunu anlayabilirim. Ancak hissettiğim şeyin mutlaka gerçekleşeceği anlamına gelmediğini de biliyorum” diyebilir.
Talepkâr Ebeveyn, “Daha fazlasını yapmalısın” dediğinde Sağlıklı Yetişkin, “Hedeflerim olabilir. Ancak dinlenmek ve hata yapmak da insan olmanın bir parçası” diyebilir.
Kopuk Korungan Modu geri çekilmek istediğinde Sağlıklı Yetişkin, “Şu anda uzaklaşma ihtiyacı hissediyorum. Biraz sakinleşebilirim ama sonrasında ilişki içinde ne hissettiğimi ifade etmeyi deneyebilirim” diyebilir.
Sağlıklı Yetişkin Modu, kişinin kendisine şefkat gösterebilmesini, sınır koyabilmesini, sorumluluk alabilmesini ve duygusal ihtiyaçlarını karşılamak için uygun yollar geliştirmesini sağlar.
Kısacası amaç, içimizdeki sesleri susturmak değil; hangi sesin ne zaman ve neden ortaya çıktığını anlayarak yaşamımızı otomatik tepkilerimizin yönetmesinden uzaklaşmaktır.
Kendi şemalarınızı ve modlarınızı fark etmek için 8 soru
Bu soruları yanıtlarken yalnızca ne düşündüğünüze değil, hangi durumlarda hangi duyguları yaşadığınıza ve nasıl davrandığınıza da dikkat edin.
1. Hangi durumlarda kendimi değersiz, yetersiz veya sevilmeye layık değilmiş gibi hissediyorum?
Bu duygular özellikle kimlerle veya hangi olaylarda ortaya çıkıyor?
2. Yakın olduğum biri benden uzaklaştığında nasıl tepki veriyorum?
Daha fazla yakınlaşmaya mı çalışıyorum, öfkeleniyor muyum, yoksa duygusal olarak tamamen geri mi çekiliyorum?
3. Başkalarının beklentilerini karşılamak için kendi ihtiyaçlarımdan ne sıklıkla vazgeçiyorum?
Hayır demekte zorlandığım ilişkiler veya yaşam alanları hangileri?
4. Hata yaptığımda kendime nasıl davranıyorum?
Bir arkadaşım aynı hatayı yapsaydı ona da kendime davrandığım kadar sert davranır mıydım?
5. Duygusal yakınlık arttığında kendimi nasıl hissediyorum?
Yakınlık bana güven mi veriyor, yoksa kontrolü kaybetme veya incinme korkusu mu yaratıyor?
6. Başarı elde ettiğimde kendimi yeterli hissedebiliyor muyum?
Yoksa zihnim hemen bir sonraki hedefe, eksikliğe veya tamamlanması gereken işe mi yöneliyor?
7. Zorlandığımda duygularımla temas edebiliyor muyum?
Yoksa çalışmaya, kontrol etmeye, geri çekilmeye veya başka yollarla dikkatimi dağıtmaya mı yöneliyorum?
8. Hayatımda keyif almak, dinlenmek ve spontane davranmak için yeterince alan var mı?
Yoksa sürekli sorumluluklarımı yerine getirmem ve bir şeyleri başarmam gerektiğini mi hissediyorum?
Bu sorular herhangi bir şema veya mod tanısı koymak için kullanılmamalıdır. Yanıtlarınız, tekrar eden psikolojik örüntülerinizi gözlemlemenize yardımcı olabilecek başlangıç noktalarıdır.
Şema Terapi sürecinde neler çalışılır?
Şema Terapi’de amaç, kişinin kendisinde hangi şemaların bulunduğunu öğrenmesiyle sınırlı değildir.
Önemli olan, bu şemaların günlük yaşamda nasıl etkinleştiğini, hangi modların devreye girdiğini ve kişinin bu durumlarla nasıl baş etmeye çalıştığını anlamaktır.
Terapi sürecinde öncelikle kişinin yaşam öyküsü, temel duygusal ihtiyaçları, tekrar eden ilişki örüntüleri ve mevcut güçlükleri değerlendirilir. Şemalar ve modlar, kişinin bireysel deneyimleri bağlamında bir vaka formülasyonu içinde ele alınır.
Bu süreçte farklı terapötik yöntemlerden yararlanılır:
Bilişsel teknikler: Şemalarla ilişkili düşüncelerin, varsayımların ve temel inançların incelenmesini; alternatif ve daha gerçekçi değerlendirmelerin geliştirilmesini destekler.
Yaşantısal teknikler: İmgeleme ve sandalye çalışmaları gibi yöntemlerle kişinin geçmiş deneyimleriyle bağlantılı duygularını, ihtiyaçlarını ve içselleştirilmiş eleştirel seslerini ele almasına yardımcı olur.
Davranışsal teknikler: Kişinin şemalarını sürdüren otomatik davranışlarını fark etmesini ve günlük yaşamda daha sağlıklı alternatifler geliştirmesini hedefler.
Terapötik ilişki: Şema Terapi’de sınırlı yeniden ebeveynlik ve empatik yüzleştirme gibi terapötik tutumlar önemli yer tutar. Terapist, profesyonel sınırlar içinde danışanın karşılanmamış duygusal ihtiyaçlarını anlamaya ve Sağlıklı Yetişkin Modunun gelişimini desteklemeye çalışır.
Bu çalışmaların amacı geçmişi değiştirmek değil, geçmiş deneyimlerin bugünkü yaşam üzerindeki etkisini dönüştürmektir.
Kişi zamanla ilişkilerinde daha açık iletişim kurmayı, kendi ihtiyaçlarını ifade etmeyi, kendisine yönelik eleştirel tutumunu düzenlemeyi ve zorlayıcı duygularla daha işlevsel biçimde baş etmeyi öğrenebilir.
Şema Terapi’nin uygulama biçimi ve süresi kişinin klinik ihtiyaçlarına, terapi hedeflerine ve bireysel özelliklerine göre değişir.
Belki de hayatınızda tekrar eden şey olaylar değil, olaylara verdiğiniz tepkilerdir.
Bazen neden hep benzer ilişkiler yaşadığımızı, neden küçük bir eleştirinin bizi bu kadar etkilediğini veya neden başarılı olduğumuz hâlde kendimizi yeterli hissedemediğimizi anlamakta zorlanırız.
Bazen de dışarıdan bakıldığında her şey yolunda görünürken iç dünyamızda sürekli bir eksiklik, huzursuzluk veya yalnızlık hissederiz.
Bu deneyimleri yalnızca kişilik özelliklerimizle açıklamak, altında yatan psikolojik süreçleri gözden kaçırmamıza neden olabilir.
Şema Terapi, kişinin kendisiyle ve diğer insanlarla kurduğu ilişkilerin arkasındaki örüntüleri anlamasına yardımcı olan bir çalışma alanı sunar.
Belki de önemli olan, kendinize sürekli neden böyle davrandığınızı sormak yerine, “Bu davranışın arkasında hangi ihtiyaç, hangi duygu ve hangi psikolojik örüntü var?” sorusunu sorgulayabilmektir.
Çünkü kendimizi anlamak, otomatik tepkilerimizi fark etmekle başlar. Bu farkındalığı kalıcı bir değişime dönüştürmek ise zaman, terapötik çalışma ve kişinin kendi iç dünyasıyla kurduğu ilişki üzerinde emek vermesini gerektirebilir.
İçinizdeki sesleri tanımak, hayatınızda tekrar eden döngüleri değiştirebilmenin önemli bir başlangıcıdır.
Uzman Klinik Psikolog Ecem Sercan D. olarak, çalışmalarımda kişinin geçmiş yaşantılarının, temel duygusal ihtiyaçlarının, şemalarının ve modlarının bugünkü yaşamına etkilerini anlamaya odaklanıyorum.
Kendi tekrar eden ilişki örüntülerinizi, duygusal tepkilerinizi ve içsel çatışmalarınızı daha yakından keşfetmek; kendinizle ve diğer insanlarla kurduğunuz ilişkiyi anlamlandırmak istiyorsanız psikoterapi süreci bu konuda profesyonel bir çalışma alanı sunabilir.
Yüzeyde görünen davranışların ötesine geçerek, onları şekillendiren psikolojik örüntüleri birlikte anlamak mümkündür.
Bu yazının tüm hakları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Yazının tamamı veya bir bölümü; yazarın yazılı izni olmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz, alıntılanamaz, yayımlanamaz, ticari amaçla kullanılamaz. İzinsiz kullanım halinde yasal işlem başlatılacak olup, her türlü hukuki ve cezai sorumluluk izinsiz kullanan kişiye aittir.
©psikologecemsercan
Psikolog Ecem Sercan sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
