“SORUNUM YOK AMA BİR ŞEY EKSİK”

TERAPİ SORUN OLMADAN DA ALINIR MI?

“Her şey yolunda görünüyor ama içimde bir şey tam oturmuyor.”

“Şikâyet edecek bir şeyim yok. Zaten edersem nankörlük gibi gelir.”

“İşim iyi, çevrem iyi, ilişkilerim fena değil. Ama sanki hayatı yarım gaz yaşıyorum.”

“Bir psikoloğa gidecek kadar ciddi bir sorunum yok.”

“Herkesin dertleri var, benimki dert sayılmaz.”

Eğer bu cümlelerden biri size tanıdık geliyorsa, yaşadığınız şey bir sorun olmayabilir. Ama görmezden gelinmesi gereken bir şey de olmayabilir. Çünkü bazen insan kötü hissettiği için değil, iyi hissetmediği için durup düşünür. Ve bu soru, terapi odasının kapısını çalmak için yeterli bir nedendir.


Terapi yalnızca “bir şeyi bozulmuş” olanlar için mi?

Pek çok kişinin zihninde şu denklem vardır:

Psikolog = hastalık, kriz, çöküş

Bu nedenle kişi ancak uykusu bozulduğunda, ilişkisi bittiğinde, panik atak yaşadığında ya da işe gidemez hale geldiğinde destek almayı düşünür.

Oysa hiçbirimiz diş fırçalamak için dişlerimizin çürümesini beklemeyiz.

Ruh sağlığı alanındaki çalışmalar da ruhsal iyi oluşun yalnızca hastalığın olmaması anlamına gelmediğini gösterir. Sosyolog ve psikolog Corey Keyes’in “ikili süreklilik” yaklaşımına göre ruh sağlığı iki ayrı boyutta değerlendirilir:

  • Belirtilerin varlığı ya da yokluğu
  • Kişinin yaşamdan aldığı doyum, anlam ve işlevsellik düzeyi

Yani bir kişi tanı alacak herhangi bir sorun yaşamıyor olabilir ve yine de yaşamında anlamdan, canlılıktan ve bağlantıdan yoksun hissedebilir. Keyes bu durumu “languishing” yani solgunluk ya da durağanlık hali olarak adlandırır: Ne depresyon ne de gerçek bir iyi oluş. Arada, sessiz bir yerde.

Dünya Sağlık Örgütü de ruh sağlığını yalnızca bozukluğun yokluğu olarak değil, kişinin potansiyelini fark edebildiği, yaşamın olağan stresleriyle baş edebildiği ve topluma katkı sunabildiği bir iyi olma hali olarak tanımlar.


“Bir şey eksik” derken ne kastediyoruz?

Başardığınız şeyler sizi eskisi kadar heyecanlandırmıyor.

Bir hedefe ulaştığınızda sevinç kısa sürüyor, hemen yenisine bakıyorsunuz.

Yaşamınız bir plana göre ilerliyor ama bu planı gerçekten sizin mi yaptığınızdan emin değilsiniz.

Haftalar birbirine benziyor.

Kendinize “Ben ne istiyorum?” diye sorduğunuzda net bir yanıt gelmiyor.

Çevrenizdekilere her şey yolunda görünüyor. Siz de bunu öyle anlatıyorsunuz. Çünkü anlatacak bir dert bulamıyorsunuz.

Burada önemli bir ayrım var: Sorun yokluğu ile doyum varlığı aynı şey değildir. Birinde sıkıntı yoktur. Diğerinde canlılık, anlam ve bağ vardır. İkisi birbirinden bağımsız ilerleyebilir.


Sorunsuz görünen yaşamların içindeki sessiz örüntüler

Dışarıdan sorunsuz görünen hayatların içinde, farkında olmadan işleyen bazı örüntüler olabilir.

Otomatik pilotta yaşamak. Okul, kariyer, ilişki, şehir, sosyal çevre… Her biri sırayla ve mantıklı biçimde seçilmiştir. Ama bu seçimlerin ne kadarında “Ben istedim” demek mümkündür?

Başkalarının hedeflerini kendi hedefi sanmak. Araştırmalar, kişinin kendi değerleriyle örtüşen hedeflere ulaştığında daha kalıcı bir iyi oluş yaşadığını, dışsal beklentilere dayanan hedeflere ulaşmanın ise aynı doyumu getirmeyebileceğini gösteriyor.

Hep bir sonraki hedefe odaklanmak. “Şunu bitirince rahatlayacağım.” Ama o noktaya gelince yeni bir hedef beliriyor. Ve şimdi hiçbir zaman yaşanmıyor.

Duyguları ertelemek veya bastırmak. Güçlü, sakin ve kontrollü görünmek bir beceridir. Ancak her duyguyu “yönetmeye” çalışan kişi zamanla neyi hissettiğini fark etmekte zorlanabilir.

İlişkilerde derinlik eksikliği. Çevre geniştir, sohbetler keyiflidir. Ama gerçekten “ben buyum” diyebildiğiniz kaç ilişki var?

Bunlar birer bozukluk değildir. Ama kişinin kendisiyle bağını inceltebilecek örüntülerdir.


“Başkalarının çok daha büyük sorunları var”

Bu, terapiye gitmeyi erteleyen en yaygın cümlelerden biridir. Başkalarının sorunları gerçektir. Ama bu, sizin deneyiminizi geçersiz kılmaz. Acıyı sıralamak, kişinin kendi iç dünyasına bakmasını engelleyen bir mekanizma haline gelebilir.

“Benim durumum yeterince kötü değil” düşüncesi altından çoğu zaman şunu duyarım: “Ben bu hissi ciddiye alma hakkına sahip miyim?”
Evet, sahipsiniz.


Sorun olmadan terapi nasıl bir şeydir?

Beklentinin aksine, sorun olmadan alınan terapi kriz müdahalesi gibi işlemez. Daha çok kendini tanıma, farkındalık ve anlam çalışmasıdır.

Bu süreçte şunlar ele alınabilir:

  • Hayatınızdaki seçimlerin ne kadarının sizin değerlerinizden, ne kadarının beklentilerden geldiği
  • Neyin sizi canlı hissettirdiği, neyin sessizce tükettiği
  • Başarı, performans ve değer arasındaki bağ
  • İlişkilerde tekrar eden örüntüler
  • Duyguları fark etme, adlandırma ve ifade etme biçimi
  • Kendinize konuşma şekliniz ve içsel eleştirmeniz
  • Karar verirken hangi korkuların devrede olduğu
  • Geçmişte öğrendiğiniz ve bugün hâlâ kullandığınız ama artık size hizmet etmeyen stratejiler

Bunlar çoğu zaman tek bir seansta yanıtlanan sorular değildir. Ama doğru bir terapötik alanda netleşmeye başlayan sorulardır.


Terapi hakkında yaygın yanlış inançlar

“Terapiye gitmek zayıflık işaretidir.”
Aksine, kendine bakabilmek ve kendine yatırım yapabilmek bir güç göstergesidir.

“Dertlerimi anlatıp rahatlamak için arkadaşlarım var.”
Arkadaşlık değerlidir. Ancak arkadaşlar nesnel olamazlar. Terapist ise yargılamayan, profesyonel ve mahremiyeti güvence altında bir alan sunar.

“Zaten kendimi çok iyi tanıyorum.”
Kendini tanımanın en zor tarafı, kendi kör noktalarını görebilmektir.

“Sorunsuz olduğum için terapi vakit kaybı olur.”
Terapi sürecinin doğası, kişinin hayatına bakışını genişletmektir. Sorun olmadan başlamak, çoğu zaman daha rahat bir keşif alanı yaratır.












Bu yazının tüm hakları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Yazının tamamı veya bir bölümü; yazarın yazılı izni olmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz, alıntılanamaz, yayımlanamaz, ticari amaçla kullanılamaz. İzinsiz kullanım halinde yasal işlem başlatılacak olup, her türlü hukuki ve cezai sorumluluk izinsiz kullanan kişiye aittir.
©psikologecemsercan



Psikolog Ecem Sercan sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.