“Çocuğum hep beni suçluyor” cümlesi, ebeveynlerin terapi odasında sıkça dile getirdiği, yoğun suçluluk, öfke ve çaresizlik barındıran bir ifadedir.
Suçlanmak insanın varoluşsal olarak en zorlandığı deneyimlerden biridir; özellikle de bunu yapan kişi kendi çocuğunuz olduğunda.
Bu yazıda, bir klinik psikolog bakış açısıyla, ergenlikten yetişkinliğe uzanan süreçte ebeveynini sürekli suçlayan bireyi çok yönlü ele alacağım; hiçbir tarafı mutlak doğru ya da mutlak yanlış ilan etmeden, tarafsız bir çerçeve sunmayı amaçlıyorum.
Suçlama Davranışı Nedir?
Suçlama, kişinin yaşadığı olumsuz duygu, durum ya da başarısızlığın sorumluluğunu dış bir nesneye – çoğu zaman bir kişiye – atfetmesidir. Psikolojik açıdan bakıldığında suçlama, her zaman kötü niyetli bir saldırı değildir; çoğu zaman baş etme mekanizmasıdır.
“Eğer suç bende değilse; o zaman ben kötü, yetersiz ya da çaresiz biri değilimdir.”
Bu içsel dengeyi koruma çabası, özellikle benlik algısı kırılgan olan bireylerde daha yoğun görülür.
Ergenlikte Ebeveyni Suçlama

Ergenlik, kimlik inşasının hızlandığı, bireyin “Ben kimim?” sorusuna yanıt aradığı bir dönemdir. Bu süreçte:
-Ebeveyn idealleştirilmesi çözülür
-Otorite sorgulanır
-Sınırlar test edilir
Bu nedenle ergenin ebeveyni suçlaması çoğu zaman patolojik değil, gelişimseldir.
- “Ben özgüvensizim çünkü sen beni hiç desteklemedin.”
- “Hayatım berbat çünkü beni bu okula sen gönderdin.”
- “Herkes mutlu, bir tek ben değilim, bunun sebebi sizsiniz.”
Bu cümlelerden dünyasına dair şunları görürüz:
- Yoğun öfke
- Hayal kırıklığı
- Anlaşılmama hissi
- Ayrışma ihtiyacı
Ergen, kendi iç karmaşasını düzenleyemediğinde, bunu dışarıya yansıtarak ebeveyni hedef haline getirebilir.
Yetişkinlikte Devam Eden Suçlama

Ergenlikte başlayan suçlama davranışı yetişkinlikte de devam ediyorsa, burada artık gelişimsel değil, yapısal bir örüntüden söz edebiliriz.
- İş hayatında: “Patronum haksız, sistem bozuk.”
- İlişkilerde: “Hep yanlış insanları buluyorum.”
- Hayat genelinde: “Şanssızım, kaderim böyle.”
Ancak ebeveyn hâlâ merkezdeyse:
- “Başarısızsam bunun sebebi çocukluğum.”
- “İlişkilerim yürümüyor çünkü sevgi görmedim.”
Burada kişi, geçmişi anlamak değil, bugünün yükünü taşımamak istiyordur

Klinik Psikoloji Açısından Olası Nedenler
Dışsallaştırma (Externalization)
Kişi içsel çatışmalarını ve yetersizlik duygularını tolere edemediğinde, sorumluluğu dışarıya verir.
Benlik Saygısı Kırılganlığı
Kendini eleştirmek, bazı bireyler için dayanılmazdır.
Suçlama, benliği korur.
Öğrenilmiş Aile Dinamikleri
Bazı ailelerde suçlama dili normdur:
- “Sen yüzünden böyle oldu.”
- “Beni hasta ettin.”
Çocuk bu dili öğrenir ve yetişkinlikte sürdürür.
Travmatik Yaşantılar
İhmal, duygusal istismar, aşırı kontrol ya da tutarsız ebeveynlik, çocuğun öfkesini yıllarca taşımasına neden olabilir.
DSM-5 Perspektifinden
*** DSM-5 tanıları kişinin psikiyatrist tarafından yüz yüze değerlendirmesi olmadan konulamaz. Aşağıda bahsedilenler olası çerçevelerdir, etiketleme amacı taşımaz. ***
- Borderline Kişilik Örüntüleri
- Siyah-beyaz düşünme
- Yoğun öfke
- Suçlama ve idealizasyon/değersizleştirme döngüsü
- Narsisistik Kırılganlık
- Eleştiriye tahammülsüzlük
- Suçu dışarıya atma
- Utançtan kaçınma
- Depresif Bozukluklar
- Öğrenilmiş çaresizlik
- Sürekli mağduriyet algısı
- Travma Sonrası Stres Örüntüleri
- Geçmişe saplanma
- Güvensizlik
- Sürekli tetiklenme
*** Tekrar vurgulamak gerekir ki: Suçlama tek başına tanı kriteri değildir. ***
Herkesi Suçlayan Birinin Yaşamı
Bu bireyler çoğu zaman:
- İlişkilerinde yalnız kalır
- Sürekli anlaşılmadığını hisseder
- Aynı sorunları tekrar tekrar yaşar
- İçten içe boşluk ve tatminsizlik yaşar
Paradoksal olarak suçlama, kişiyi rahatlatmaz; yalnızlaştırır.
“Herkes suçluysa, ben neden hâlâ mutsuzum?”
Bu soru çoğu zaman cevapsız kalır.

Suçlanan Ebeveyn Gerçekten Suçlu Olabilir mi?
Bu soruya dürüstçe cevap vereceğim ; “Evet, olabilir”.
Bazı ebeveynler:
- Duygusal olarak ihmal edici
- Aşırı eleştirel
- Kontrolcü
- Tutarsız
- Travmatize edici olabilir
Bu durumda çocuğun öfkesi haklıdır.
Ancak haklı olmak, ömür boyu aynı pozisyonda kalmayı zorunlu kılmaz.
Bu hayatta kendinizi seçtiğinizde yapmanız gereken; yaşananı inkâr etmeden, sorumluluğu bugünde yeniden alma ve acıyı kimliğe dönüştürmemektir.
Ebeveyniniz veya Çocuğunuz ile Aranızdaki İlişkiyi Düzenlemek için Neler Yapılabilir?
Ebeveyn
- Savunmaya geçmeden dinlemeli
- “Ama ben…” ile başlayan cümleleri azaltmalı
- Gerçek hatalar varsa kabul edebilmeli
- Sınır koyabilmek: Sürekli suçlanmaya izin vermemeli
Çocuk/Yetişkin Birey
- Duyguyla sorumluluğu ayırmalı
- “Başına gelenler” ile “hayatını nasıl yaşadığın” arasındaki farkı görmeli
- Terapi sürecinde yas ve öfkeyi çalışmalı
Ortak Alanda Buluşmak
- Aile terapisi
- Yapıcı diyalog
- Geçmişi silmeye değil, anlamlandırmaya odaklanmak
“Çocuğum hep beni suçluyor” ifadesi, tek taraflı okunamayacak kadar derin bir meseledir. Bazen suçlama bir savunmadır, bazen bir çığlık, bazen de gerçek bir hesaplaşma talebi.
Terapi odasında size şunu defalarca kez söyleyeceğim: İyileşme, suçlu aramakla değil, sorumluluğu paylaşmakla başlar.
Bu yazının tüm hakları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Yazının tamamı veya bir bölümü; yazarın yazılı izni olmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz, alıntılanamaz, yayımlanamaz, ticari amaçla kullanılamaz. İzinsiz kullanım halinde yasal işlem başlatılacak olup, her türlü hukuki ve cezai sorumluluk izinsiz kullanan kişiye aittir.
©psikologecemsercan





