DAĞA DOĞRU GİDEN PENGUEN: UYUM SAĞLAMAK, SEÇİMLER, PİŞMANLIK VE ÖFKE

KALMANIN VEYA GİTMENİN PSİKOLOJİK BEDELİ

Son günlerde herkes dağa doğru yürüyen pengueni konuşuyor. Sürüden ayrılan, “yanlış yöne giden”, doğasına aykırı bir seçim yaptığı düşünülen pengueni.

Bu geçmişten gelen hikâye bizi bugün etkiledi, çünkü yalnızca bir penguenin yönüyle ilgili değil. Bu görsel kesit, seçim yapma cesareti, uyum sağlama ihtiyacı, pişmanlık, öfke ve sorumluluk alma süreçleriyle ilgili düşüncelere yol açmış olabilir.

Klinik psikolog olarak şunu söyleyebilirim: Dağa giden o penguen, danışanla odada çok sık karşılaştığım bir içsel çatışmanın güçlü bir metaforu gibi.

Uyum Sağlama İhtiyacı

İnsan Neden Kendi Yolundan Vazgeçer?

İnsan sosyal bir varlıktır. Ait olmak, kabul görmek, dışlanmamak ve sevilmek temel psikolojik ihtiyaçlarımız arasındadır. Bu nedenle çoğu zaman:

Ailemizin beklentilerine göre yaşarız
Partnerimizin istediği kişi olmaya çalışırız
Toplumun “doğru” dediği yoldan sapmamaya çabalarız
“Elalem ne der?” sorusunu iç pusulamızın önüne koyarız

Bu noktada uyum sağlamak bir hayatta kalma stratejisidir. Kısa vadede işe yarar. Çatışmayı azaltır. Yalnızlık kaygısını bastırır. Seçim yapmanın getirdiği belirsizliği ortadan kaldırır.

Ama terapide şunu çok net görürüz:
Kendi iç sesini uzun süre bastıran kişi, bir noktadan sonra bedel ödemeye başlar.

“Ben Seçmedim” Demenin Geçici Rahatlığı

Birçok danışan şu cümlelerle gelir:

“Aslında ben istememiştim ama…”
“Başka şansım yoktu.”
“Onlar öyle istedi.”
“Beni bu yola soktular.”

Bu cümleler ilk bakışta rahatlatıcıdır. Çünkü sorumluluk başkasındadır.

Seçimi ben yapmadıysam, sonuçtan da ben sorumlu değilimdir.

Ancak psikolojik olarak bu durum uzun süre sürdürülemez. Çünkü kişi hayatının sonuçlarını yaşamaya devam eder, ama kontrol duygusunu kaybetmiştir.
İşte bu noktada öfke ortaya çıkar.

Pişmanlık ve Öfke Neden Birikir?

Pişmanlık çoğu zaman yanlış bir seçimden değil, kendi adına karar vermemiş olmaktan doğar.

Öfke ise şu soruyla birlikte büyür:
“Bu hayatı ben mi seçtim, yoksa bana mı seçtirildi?”

Danışan odasında öfkenin ardında sıkça gördüğüm; Kişi aslında yönünü başkasının belirlemesine izin vermiştir. Ama bedeli öderken yalnızdır.

Bu yalnızlık, zamanla:
-Pasif agresyona
-İlişkilerde gizli kızgınlıklara
-Sürekli başkalarını suçlama ihtiyacına
-Kendine yabancılaşmaya
dönüşebilir.

Başkasının Bizim Yerimize Seçmesi Neden Bu Kadar Cazip?

Çünkü seçim yapmak zordur.

Seçmek demek:
Yanılma ihtimalini kabul etmek demektir.
Sonuçların sorumluluğunu almak demektir.
“Keşke” deme riskini göze almak demektir.
Bazen yalnız kalmayı göze almak demektir.

Başkasının bizim yerimize seçmesi ise kısa vadede konforludur. Ama uzun vadede şu duygu kalır: “Hayatım bana ait değil.”

Dağa Doğru Giden Penguenin Asıl Mesajı

Penguen doğruyu mu yapıyor, yanlışı mı?
Bunu bilmiyoruz.
Ama bildiğimiz çok önemli bir şey var: Penguen seçimini kendisi yapıyor.
Bu, psikolojik olgunluğun temelidir.

Klinik açıdan baktığımızda; sağlıklı birey, her zaman doğru seçimler yapan kişi değildir. Sağlıklı birey; seçimin sorumluluğunu alabilen kişidir.

Penguen şunu kabul ediyor:
İyi olursa da benim
Kötü olursa da benim
Ödül de benim
Ceza da benim

Bu, sert ama özgürleştirici bir kabuldür.

Neden Bazı Erkekler Dağa Giden Penguenle Güçlü Bir Empati Kuruyor?

Sosyal medyada dolaşan “Hiçbir şeyle empati kuramayan erkekler dağa giden penguenle empati kuruyor” cümlesi aslında alaycı gibi dursa da, altında önemli bir psikolojik gerçek barındırıyor.

Bu empati, duygusal empati değil; çoğu zaman varoluşsal empati.

Birçok erkek, çok küçük yaşlardan itibaren şu mesajlarla büyür:
“Ağlama.”
“Güçlü ol.”
“Duygularını belli etme.”
“Erkek adam böyle olmaz.”

Bu mesajlar, erkek çocukların:
-Duygularını tanımasını
-İfade etmesini
-Başkalarının duygularını anlamasını
zorlaştırır.

Klinikte sık gördüğüm bir durumdur:
Erkek danışan duygusunu anlatamaz ama bir yön, bir mücadele, bir karar metaforu üzerinden kendini anlatabilir.

Penguen tam da burada devreye giriyor olabilir.
Dağa giden penguen:
-Duygusunu anlatmaz
-Yardım istemez
-Açıklama yapmaz
-Haklılığını kanıtlamaya çalışmaz

Sadece yürür.

Birçok erkek için bu çok tanıdık bir içsel haldir:

“Anlatamam ama giderim.”
“Konuşamam ama yönümü değiştiririm.”
“Hissettiğimi söyleyemem ama koparım.”

Bu yüzden empati kurulan şey, penguenin duygusu değil;
yalnızlığı, yükü ve sessiz kararlılığı olabilir.

Suçlamadan Sorumluluğa Geçiş

Bir noktada psikoterapide şu dönüşüm gerçekleşir:

Danışan başkalarını suçlamayı bırakmaz; suçlamaya ihtiyaç duymamaya başlar. Çünkü artık şunu söyleyebilir:
“Evet, zor bir seçimdi.
Evet, korktum.
Evet, yanlış olabilir.
Ama bu benim yolumdu.”

Öfke tam da burada çözülmeye başlar.

Eğer bu yazıyı okurken bir şeyler sana tanıdık geldiyse, kendine şu soruları sorabilirsin:

Bu hayatı ne kadar ben seçtim?
Hangi kararlarımda başkalarının onayına daha çok ihtiyaç duydum?
Bugün kızgın olduğum kişiler gerçekten mi sorumlu, yoksa ben mi sorumluluğu devrettim?
Seçmemek beni gerçekten korudu mu?

Bu sorular suçlamak için değil; kendini anlamak için sorulur.










Bu yazının tüm hakları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Yazının tamamı veya bir bölümü; yazarın yazılı izni olmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz, alıntılanamaz, yayımlanamaz, ticari amaçla kullanılamaz. İzinsiz kullanım halinde yasal işlem başlatılacak olup, her türlü hukuki ve cezai sorumluluk izinsiz kullanan kişiye aittir.
©psikologecemsercan

ŞEMA TERAPİ

Şema Terapi, kişinin çocukluk döneminde oluşan olumsuz deneyimlerin, inançların ve kalıpların günümüzdeki duygusal sorunlarını nasıl etkilediğini anlamaya ve değiştirmeye yönelik bir psikoterapi yaklaşımıdır.

Jeffrey E. Young tarafından geliştirilen Şema Terapi; bilişsel, davranışçı ve psikanalitik yaklaşımları birleştirerek ortaya çıkmıştır.

Şema Terapinin temel amacı, kişinin “şemalar” olarak adlandırılan olumsuz inanç ve duygusal kalıpları fark etmesini, bunları sorgulamasını ve dönüştürmesini sağlamaktır. Şemalar, çocukluk dönemindeki olumsuz deneyimler sonucunda oluşan kalıplardır ve yetişkinlikte duygusal sorunlara, sağlıksız ilişkilere ve davranışlara yol açabilir.

Terapist, kişinin geçmişteki deneyimlerini ve olumsuz inançlarını anlamasına yardımcı olurken, kişinin içsel dünyasını ve mevcut duygusal tepkilerini keşfetmesine, duygusal ihtiyaçlarını anlamasına ve bu ihtiyaçları karşılamak için sağlıklı stratejiler geliştirmesine odaklanır.

Şema Terapinin amacı, kişinin sağlıklı benlik kavramını güçlendirmek, sağlıklı ilişkiler kurmak, duygusal ihtiyaçlarını karşılamak ve daha memnun bir yaşam sürdürmek için gerekli olan bilinçli seçimleri yapmasını sağlamaktır. Terapi süreci, kişinin kendini tanımasını, duygusal olarak büyümesini ve içsel kaynaklarını harekete geçirmesini destekler.

Şema Terapi, depresyon, anksiyete, kişilik bozuklukları, ilişki sorunları, öfke problemleri, bağımlılık ve yeme bozuklukları gibi çeşitli psikolojik sorunların tedavisinde etkili bir yaklaşım olarak kullanılmaktadır.

Şemalar, kişinin kendisine, diğer insanlara ve dünyaya dair tutum ve inançlarını etkiler. Modlar ise şemaların yanı sıra kişinin anlık duygu, düşünce ve davranışlarını etkileyen geçici durumlar ve alt kişilikler gibidir. Modlar, kişinin farklı rolleri ve tepkilerini temsil eder diyebiliriz.

Şema Terapi’de toplamda 18 mod ve 18 şema bulunmaktadır. Terapi sürecinde, kişinin özel durumuna ve ihtiyaçlarına göre bu modlar ve şemalar üzerinde çalışılır.

Özgürleştirici Yetişkin Modu: Bu mod, kişinin olgun, özgür ve sağlıklı bir şekilde düşünebilme, hissedebilme ve davranabilme yeteneğini temsil eder. Bu mod aktif olduğunda, kişi kendi ihtiyaçlarını tanır, sınırlarını korur ve sağlıklı ilişkiler kurabilir.

Çocuksu Mod: Bu mod, kişinin çocuksu hissettiği, duygusal olarak hassaslaştığı ve geçmiş deneyimlerinden etkilendiği bir durumu temsil eder. Bu modda, kişi geçmişte yaşadığı travmalar veya ihmal nedeniyle olumsuz duyguları deneyimleyebilir.

İçsel Çocuk Modu: Bu mod, kişinin içsel çocuğunu temsil eder. Bu modda, kişi hassas, savunmasız, sevgiye ihtiyaç duyan ve ilgi bekleyen bir durumu deneyimleyebilir. İçsel çocuk modu, sevgi, kabul ve şefkat ihtiyacını ifade eder.

Ebeveyn Modu: Bu mod, kişinin içsel ebeveyn figürünü temsil eder. Bu modda, kişi kendini koruyucu, otoriter veya destekleyici bir rolde bulabilir. Ebeveyn modu, başkalarına yardım etme veya kontrol etme isteğini ifade eder.

Eleştirel Ebeveyn Modu: Bu mod, kişinin kendine ve başkalarına eleştirel ve otoriter bir şekilde davrandığı durumu temsil eder. Bu modda, kişi kendini sürekli eleştirir, suçlar ve başkalarına aşırı eleştirel bir şekilde yaklaşır.

İçsel Çocuk Ebeveyn Modu: Bu mod, kişinin hem içsel çocuk hem de içsel ebeveyn modlarının aynı anda etkin olduğu bir durumu ifade eder. Bu modda, kişi hem sevgi ve ilgi beklerken hem de başkalarına rehberlik etmeye veya korumaya çalışır.

İçsel Eleştirmen Modu: Bu mod, kişinin kendini sürekli eleştirdiği, kendi kendine suçlar ve olumsuz düşüncelere kapıldığı bir durumu temsil eder. İçsel eleştirmen modu, kişinin kendini değersiz hissetmesine ve düşük özgüvene neden olabilir.

Kurtarıcı Modu: Bu mod, kişinin başkalarını kurtarmak veya sorunlarını çözmek için aşırı sorumluluk aldığı bir durumu ifade eder. Kurtarıcı modu, kişinin başkalarının ihtiyaçlarını öncelemesi ve kendi sınırlarını ihmal etmesine yol açabilir.

Saldırgan Modu: Bu mod, kişinin öfke, saldırganlık ve intikam duygularıyla hareket ettiği bir durumu temsil eder. Saldırgan modu etkin olduğunda, kişi başkalarına zarar verme veya kendini savunma eğiliminde olabilir.

İçsel Yalnızlık Modu: Bu mod, kişinin içsel olarak yalnız hissettiği ve sosyal bağlantılara ulaşmakta zorlandığı bir durumu ifade eder. İçsel yalnızlık modu, kişinin kendini izole etmesine ve bağlantı kurmaktan kaçınmasına neden olabilir.

Başarısızlık Modu: Bu mod, kişinin sürekli olarak başarısızlık ve beceriksizlik hissi yaşadığı bir durumu temsil eder. Başarısızlık modu etkin olduğunda, kişi kendini yetersiz hisseder, hedeflerine ulaşmaktan kaçınır veya başarısız olacağını düşünür.

İçsel Kaos Modu: Bu mod, kişinin iç dünyasında bir kaos hissi yaşadığı bir durumu ifade eder. İçsel kaos modu, düşüncelerin dağınık olduğu, duyguların yoğun ve kontrol edilemez olduğu bir durumu ifade eder.

Engellenme Modu: Bu mod, kişinin hedeflerine ulaşmaktan engellendiği veya başarısız olduğu bir durumu temsil eder. Engellenme modu, kişinin umutsuzluk, hayal kırıklığı ve motivasyon kaybı hissetmesine neden olabilir.

İçsel Emeklilik Modu: Bu mod, kişinin enerjisinin azaldığı, motivasyonunun düştüğü ve yaşamdan zevk almadığı bir durumu ifade eder. İçsel emeklilik modu, kişinin pasiflik, umutsuzluk ve yaşamdan uzaklaşma eğilimi göstermesine yol açabilir.

Sıkışma Modu: Bu mod, kişinin kendini tıkanmış, sıkışmış ve hareketsiz hissettiği bir durumu temsil eder. Sıkışma modu etkin olduğunda, kişi seçeneklerini kısıtlı hisseder ve değişimden kaçınma eğiliminde olabilir.

Aşırı Uyum Modu: Bu mod, kişinin sürekli olarak başkalarını memnun etmeye çalıştığı ve kendi ihtiyaçlarını ihmal ettiği bir durumu ifade eder. Aşırı uyum modu, kişinin sınırlarını belirlemekte zorlanmasına ve başkalarının onayına bağımlı hale gelmesine neden olabilir.

İçsel Boşluk Modu: Bu mod, kişinin içinde bir boşluk hissi yaşadığı, anlamsızlık ve amaçsızlık duygularının baskın olduğu bir durumu temsil eder. İçsel boşluk modu etkin olduğunda, kişi yaşamdan tatminsizlik veya eksiklik hissi yaşar.

Mağduriyet Modu: Bu mod, kişinin kendini sürekli olarak mağdur hissettiği, haksızlığa uğradığını düşündüğü bir durumu ifade eder. Mağduriyet modu, kişinin başkalarını suçlama, öfke ve intikam hissetme eğiliminde olduğu bir durumu temsil eder.

Terk Edilme/Kayıp Şeması: Kişinin sürekli olarak terk edileceğini veya kaybedeceğini düşündüğü bir inanç sistemini temsil eder. Bu şema, güvensizlik, bağlanma zorluğu ve yakınlıktan kaçınma ile ilişkilidir.

Mükemmeliyetçilik Şeması: Kişinin sürekli olarak mükemmeliyetçilik hedeflediği, hataları kabul etmekte zorlandığı bir inanç sistemini ifade eder. Mükemmeliyetçilik şeması, aşırı eleştirel olma, takıntılar ve düşük özgüvenle ilişkilidir.

Mahrumiyet Şeması: Kişinin sürekli olarak eksiklik, tatminsizlik ve yetersizlik hissi yaşadığı bir inanç sistemini temsil eder. Mahrumiyet şeması, doyum sağlama güçlüğü, sürekli bir arayış ve huzursuzluk ile ilişkilidir.

Kölelik Şeması: Kişinin sürekli olarak başkalarının ihtiyaçlarına öncelik verdiği, kendi sınırlarını ihmal ettiği bir inanç sistemini ifade eder. Kölelik şeması, kişinin kendi gereksinimlerini ifade etmekte güçlük çekmesine ve başkalarının kontrolü altında hissetmesine neden olabilir.

Utanç ve Değersizlik Şeması: Kişinin sürekli olarak utanç, değersizlik ve kabul edilmeme korkusu yaşadığı bir inanç sistemini ifade eder. Utanç ve değersizlik şeması, düşük özgüven, sosyal çekingenlik ve kendini sürekli olarak eleştirme ile ilişkilidir.

İzole Edilmişlik Şeması: Kişinin sürekli olarak yalnızlık ve bağlantısızlık hissi yaşadığı bir inanç sistemini temsil eder. İzole edilmişlik şeması, sosyal geri çekilme, sosyal bağlantılardan kaçınma ve kendini dışlanmış hissetme ile ilişkilidir.

Şüphecilik ve İhanet Şeması: Kişinin sürekli olarak başkalarını şüpheyle yaklaştığı, güvenmekte zorlandığı bir inanç sistemini ifade eder. Şüphecilik ve ihanet şeması, ilişkilerde güven eksikliği, sürekli şüphe ve başkalarını suçlama ile ilişkilidir.

Yetersizlik Şeması: Kişinin sürekli olarak yetersizlik ve beceriksizlik hissi yaşadığı bir inanç sistemini temsil eder. Yetersizlik şeması, düşük özgüven, motivasyon kaybı ve başarısızlık korkusu ile ilişkilidir.

Abartılı Sorumluluk Şeması: Kişinin sürekli olarak başkalarının sorunlarından sorumlu olduğunu düşündüğü bir inanç sistemini ifade eder. Abartılı sorumluluk şeması, sınırlarını koruma güçlüğü, aşırı yüklenme ve başkalarının ihtiyaçlarını önceleme ile ilişkilidir.

Kendini Feda Etme Şeması: Kişinin sürekli olarak başkalarının ihtiyaçlarını kendinden ön planda tuttuğu, kendi gereksinimlerini ihmal ettiği bir inanç sistemini temsil eder. Kendini feda etme şeması, kendi kendine özverili davranma, sürekli fedakarlık yapma ve kendi sınırlarını aşma eğilimi ile ilişkilidir.

Yüzleşilmemiş Duygular Şeması: Kişinin sürekli olarak duygularıyla başa çıkmakta zorlandığı, duygusal deneyimleri bastırdığı bir inanç sistemini ifade eder. Yüzleşilmemiş duygular şeması, duygusal kaçınma, duygusal patlamalar ve duygusal çalkantılar ile ilişkilidir.

Özgürlükten Yoksunluk Şeması: Kişinin sürekli olarak kısıtlanmışlık, bağımlılık ve özgürlük eksikliği hissi yaşadığı bir inanç sistemini temsil eder. Özgürlükten yoksunluk şeması, kişinin kendi yaşamını kontrol etme güçlüğü, bağımlılıklar ve kendini sınırlama eğilimi ile ilişkilidir.

Duyarsızlık ve Reddetme Şeması: Kişinin sürekli olarak duygusal tepkisizlik, ilgisizlik ve reddedilme hissi yaşadığı bir inanç sistemini ifade eder. Duyarsızlık ve reddetme şeması, kişinin duygusal bağlantıdan kaçınması, duygusal duvarlar oluşturması ve başkalarının ilgisini reddetmesi ile ilişkilidir.

Haksızlık Şeması: Kişinin sürekli olarak haksızlık yaşadığını düşündüğü, adaletsizlik hissi yaşadığı bir inanç sistemini temsil eder. Haksızlık şeması, öfke, intikam düşünceleri ve başkalarını suçlama ile ilişkilidir.

Emniyet Şeması: Kişinin sürekli olarak güvende hissetme, tehlikeden korunma ihtiyacı hissettiği bir inanç sistemini ifade eder. Emniyet şeması, sürekli tetikte olma, endişe ve kontrollü davranma eğilimi ile ilişkilidir.

Olumsuz İzlenim Şeması: Kişinin sürekli olarak başkalarının olumsuz bir izlenim yarattığını düşündüğü, eleştiriye maruz kalma korkusu yaşadığı bir inanç sistemini temsil eder. Olumsuz izlenim şeması, sosyal çekingenlik, sürekli kendini kanıtlama çabası ve başkalarının beklentilerini karşılamaya çalışma ile ilişkilidir.

Gelecekten Beklenti Şeması: Kişinin sürekli olarak olumsuz bir gelecek beklediği, geleceğe dair umutsuzluk ve kaygı yaşadığı bir inanç sistemini ifade eder. Gelecekten beklenti şeması, umutsuzluk, karamsarlık ve motivasyon eksikliği ile ilişkilidir.

Kaybetme Şeması: Kişinin sürekli olarak bir şeyleri kaybetme korkusu yaşadığı, kaybetme ve ayrılık duygularının baskın olduğu bir inanç sistemini temsil eder. Kaybetme şeması, bağlanma güçlüğü, kaygı ve korku ile ilişkilidir.

Şema Terapisi, kişinin bu modları ve şemaları tanıması, anlaması ve dönüştürme sürecine girmesi için kullanılan bir terapi yaklaşımıdır. Terapistin rehberliğiyle, kişi bu modları tanıyabilir, şemaları sorgulayabilir ve sağlıklı davranış ve düşünce kalıpları geliştirebilir. Bu süreç, kişinin duygusal ve zihinsel refahını artırmaya yardımcı olabilir ve daha sağlıklı ilişkiler kurmasına olanak sağlayabilir.











Bu yazının tüm hakları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Yazının tamamı veya bir bölümü; yazarın yazılı izni olmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz, alıntılanamaz, yayımlanamaz, ticari amaçla kullanılamaz. İzinsiz kullanım halinde yasal işlem başlatılacak olup, her türlü hukuki ve cezai sorumluluk izinsiz kullanan kişiye aittir.
©psikologecemsercan