Ebeveynlerin En Sık Sorduğu Soruların Yanıtları
“Ben mi yanlış yapıyorum?”
“Neden sürekli unutuyor?”
“Çok zeki ama neden derslere odaklanamıyor?”
“Bu davranışlar normal mi, yoksa DEHB olabilir mi?”
DEHB’li çocukların ebeveynleri terapi odasında çoğu zaman birbirine çok benzeyen sorular sorar. Çünkü bu süreç yalnızca çocuk için değil, ebeveyn için de kafa karıştırıcı ve yorucudur.
“Çocuğum beni neden dinlemiyor?”
Aslında çoğu DEHB’li çocuk sizi dinlemiyor değildir; duyduğu bilgiyi zihninde organize etmekte ve sürdürmekte zorlanıyordur.
- Uzun yönergelerde,
- Dikkat dağıtıcı ortamda,
- Aynı anda birden fazla şey söylendiğinde,
- İlgi çekici olmayan görevlerde,
beyin bilgiyi “tutmakta” zorlanabilir.
Bu yüzden:
“Git odanı topla, dişini fırçala, pijamanı giy ve çantanı hazırla” yerine:
“Önce pijamanı giyelim.”
gibi kısa ve tek adımlı yönergeler çok daha etkili olur.
Bu durum çoğu zaman saygısızlık değil, yürütücü işlev güçlüğüdür.
“Çok zeki ama neden ders çalışamıyor?”
Bu, ebeveynlerden en sık duyduğum cümlelerden biridir.
DEHB zekâ problemi değildir. Hatta birçok DEHB’li çocuk oldukça yaratıcı, hızlı düşünen ve güçlü potansiyele sahip çocuklardır.
Sorun genellikle:
- Başlamakta,
- Dikkati sürdürmekte,
- Organizasyonda,
- Zaman yönetiminde,
- Sıkıcı görevleri devam ettirmekte yaşanır.
Yani çocuk “bilmiyor” değil; performansını sürdüremiyor olabilir.
Özellikle şu durum çok yaygındır:
İlgisini çeken konuda saatlerce odaklanabilirken, ödev başında birkaç dakika içinde zihni dağılabilir.
Bu ebeveynler için kafa karıştırıcıdır ama DEHB’in doğasında vardır.
“Sürekli unutuyor. Bu normal mi?”
DEHB’li çocuklarda unutkanlık oldukça yaygındır.
Çünkü beynin çalışma belleği sistemi zorlanabilir. Yani bilgi kısa süreli olarak zihinde tutulamaz.
Bu yüzden çocuk:
- Defterini okulda unutabilir,
- Söylediğiniz şeyi birkaç dakika sonra unutabilir,
- Eşyalarını kaybedebilir,
- Yapacağı işi aklında tutamayabilir.
Bu durum çoğu zaman “umursamama” değil, nörolojik bir zorlanmadır.
Desteklemek için:
- Görsel listeler,
- Hatırlatıcı notlar,
- Rutinler,
- Sabit yer düzeni,
- Küçük adımlı planlama
oldukça faydalıdır.
“Çok hareketli olması DEHB olduğu anlamına mı gelir?”
Hayır. Her hareketli çocukta DEHB yoktur.
Çocukların doğal olarak enerjik olması gelişimsel olarak normaldir. DEHB tanısında önemli olan yalnızca hareketlilik değil:
- Yaşa göre belirgin yoğunlukta olması,
- Birden fazla ortamda görülmesi,
- Günlük işlevselliği etkilemesi,
- Süreklilik göstermesidir.
Örneğin yalnızca evde hareketli ama okulda uyumlu bir çocukla; hem okulda hem evde ciddi dürtüsellik yaşayan çocuk aynı şekilde değerlendirilmez.
Tanı mutlaka uzman değerlendirmesiyle konmalıdır.
“DEHB benim hatam mı?”
Hayır.
Bu soru özellikle bakım verenlerde yoğun suçlulukla birlikte gelir.
DEHB;
- Genetik,
- Nörolojik,
- Beyin gelişimiyle ilişkili
bir farklılıktır.
Ebeveynlik tarzı DEHB’e neden olmaz.
Ancak ebeveyn yaklaşımı çocuğun:
- Özgüvenini,
- Duygu düzenleme becerisini,
- Akademik uyumunu,
- Kendilik algısını
çok güçlü biçimde etkileyebilir.
Yani mesele “hatanız” değil; bundan sonra nasıl destek olabileceğinizdir.
“Çocuğum neden hemen öfkeleniyor?”
DEHB yalnızca dikkat problemi değildir.
Birçok çocukta:
- Duyguları düzenleme,
- Hayal kırıklığı toleransı,
- Bekleyebilme,
- Dürtü kontrolü
alanlarında da zorlanma görülür.
Bu yüzden küçük bir olay bile yoğun tepkiye dönüşebilir.
- Oyunda kaybetmek,
- Beklemek zorunda kalmak,
- Eleştirilmek,
- İstediğinin hemen olmaması
büyük öfke patlamalarına yol açabilir.
Bu anlarda yalnızca davranışı durdurmaya çalışmak yerine önce duyguyu regüle etmek gerekir.
Çocuk sakinleşmeden öğrenme gerçekleşmez.
“Sürekli eleştirmek zorunda kalıyorum gibi hissediyorum. Ne yapabilirim?”
Bu his birçok ebeveynde vardır.
Çünkü gün içinde:
“Dur.”
“Yapma.”
“Kaç kere söyledim?”
“Yine mi unuttun?”
demek zorunda kalabilirsiniz.
Fakat sürekli olumsuz geri bildirim alan çocuk zamanla kendini “problemli” hissetmeye başlayabilir. Bu nedenle bilinçli olarak olumlu davranışları da görünür hale getirmek çok önemlidir.
Örneğin:
- “Bugün çantanı kendin hazırladığını fark ettim.”
- “Dikkatin dağılsa da geri dönmeye çalıştın.”
- “Kardeşine yardım etmen çok hoşuma gitti.”
Spesifik geri bildirimler çocuğun özgüvenini güçlendirir.
“Ceza işe yaramıyorsa ne yapacağız?”
DEHB’li çocuklarda yalnızca ceza odaklı yaklaşım çoğu zaman işe yaramaz. Çünkü problem çoğu zaman “bilmemek” değil, beceriyi sürdürememektir.
Bu nedenle:
- Net sınırlar,
- Tutarlılık,
- Küçük hedefler,
- Anlık geri bildirim,
- Süreci ödüllendirme
daha etkili olur.
Amaç korkutmak değil, beceri geliştirmektir.
“İlaç kullanmak zorunda mı?”
Hayır. Her çocuk için gerekli değildir.
Ancak bazı çocuklarda ilaç:
- Dikkati sürdürmeyi,
- Dürtü kontrolünü,
- Akademik işlevselliği,
- Duygu düzenlemeyi
belirgin şekilde destekleyebilir.
Bu karar mutlaka çocuk ve ergen psikiyatristi tarafından değerlendirilmelidir.
İlaç tek başına çözüm değildir; en etkili yaklaşım genellikle:
- Ebeveyn desteği,
- Psikoterapi,
- Okul işbirliği,
- Gerekirse ilaç tedavisinin
birlikte yürütülmesidir.
“DEHB geçer mi?”
Belirtiler yaşla birlikte değişebilir.
Özellikle hiperaktivite azalabilir. Ancak:
- Organizasyon,
- Dikkat,
- Planlama,
- Zaman yönetimi,
- Duygu düzenleme
alanındaki zorluklar yetişkinlikte de devam edebilir.
Fakat erken destek alan çocuklar bu alanlarda güçlü beceriler geliştirebilir.
Yani mesele yalnızca belirtilerin kaybolması değil; çocuğun hayatını sağlıklı şekilde yönetebilmeyi öğrenmesidir.
“Ebeveyn olarak en önemli şey ne?”
Mükemmel ebeveyn olmak değil.
Çocuğunuzu anlamaya çalışan, onun zorlandığı alanları görebilen ve ilişkiyi koruyabilen bir ebeveyn olmak.
Çünkü DEHB’li çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri şudur:
“Ben problem değilim. Zorlanıyorum ve biri beni anlamaya çalışıyor.”
Ve bazen iyileştirici olan tam olarak budur.
Bu yazının tüm hakları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Yazının tamamı veya bir bölümü; yazarın yazılı izni olmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz, alıntılanamaz, yayımlanamaz, ticari amaçla kullanılamaz. İzinsiz kullanım halinde yasal işlem başlatılacak olup, her türlü hukuki ve cezai sorumluluk izinsiz kullanan kişiye aittir.
©psikologecemsercan
